İçeriğe geç
Mealleri karşılaştır

92. sure · Mekkî · 21 ayet · İniş sırası 9

Leyl Suresi

الليل

Meal: Diyanet Vakfı Kuran Meali, Diyanet Vakfı Kuranı Kerim Meali, 2000

  1. بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰ

    (Ortalığı) bürüdüğü zaman geceye andolsun,

  2. وَٱلنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ

    Açılıp aydınlandığı zaman gündüze andolsun,

  3. وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ

    Erkeği ve dişiyi yaratana andolsun ki,

  4. إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّىٰ

    Şüphesiz sizin çabalarınız elbette çeşit çeşittir.

  5. فَأَمَّا مَنْ أَعْطَىٰ وَٱتَّقَىٰ

    (5-7. ayetler birlikte) Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah’a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.

  6. وَصَدَّقَ بِٱلْحُسْنَىٰ

    (5-7. ayetler birlikte) Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah’a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.

  7. فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْيُسْرَىٰ

    (5-7. ayetler birlikte) Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah’a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.

  8. وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسْتَغْنَىٰ

    (8-10. ayetler birlikte) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah’a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.

  9. وَكَذَّبَ بِٱلْحُسْنَىٰ

    (8-10. ayetler birlikte) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah’a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.

  10. فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْعُسْرَىٰ

    (8-10. ayetler birlikte) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah’a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.

  11. وَمَا يُغْنِى عَنْهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰٓ

    Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.

  12. إِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدَىٰ

    Şüphesiz bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.

  13. وَإِنَّ لَنَا لَلْـَٔاخِرَةَ وَٱلْأُولَىٰ

    Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir.

  14. فَأَنذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظَّىٰ

    Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.

  15. لَا يَصْلَىٰهَآ إِلَّا ٱلْأَشْقَى

    (15-16. ayetler birlikte) O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.

  16. ٱلَّذِى كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ

    (15-16. ayetler birlikte) O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.

  17. وَسَيُجَنَّبُهَا ٱلْأَتْقَى

    (17-18. ayetler birlikte) Temizlenmek için malını hayra veren en muttekî (Allah’a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır.

  18. ٱلَّذِى يُؤْتِى مَالَهُۥ يَتَزَكَّىٰ

    (17-18. ayetler birlikte) Temizlenmek için malını hayra veren en muttekî (Allah’a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır.

  19. وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُۥ مِن نِّعْمَةٍ تُجْزَىٰٓ

    (19-20. ayetler birlikte) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).

  20. إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِ ٱلْأَعْلَىٰ

    (19-20. ayetler birlikte) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).

  21. وَلَسَوْفَ يَرْضَىٰ

    Elbette kendisi de hoşnut olacaktır.