İçeriğe geç
Mealleri karşılaştır

79. sure · Mekkî · 46 ayet · İniş sırası 81

Nâziât Suresi

النازعات

Meal: Diyanet Vakfı Kuran Meali, Diyanet Vakfı Kuranı Kerim Meali, 2000

  1. بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلنَّـٰزِعَـٰتِ غَرْقًا

    Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,

  2. وَٱلنَّـٰشِطَـٰتِ نَشْطًا

    Andolsun kolaylıkla çekip çıkaranlara,

  3. وَٱلسَّـٰبِحَـٰتِ سَبْحًا

    Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere,

  4. فَٱلسَّـٰبِقَـٰتِ سَبْقًا

    Derken, öne geçenlere,

  5. فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًا

    Nihayet işi çekip çevirenlere (ki, mutlaka tekrar diriltileceksiniz).

  6. يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ

    (6-7. ayetler birlikte) Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.

  7. تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ

    (6-7. ayetler birlikte) Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.

  8. قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ

    O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.

  9. أَبْصَـٰرُهَا خَـٰشِعَةٌ

    Onların gözleri (korku ile) inecektir.

  10. يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ

    Şöyle derler: “Biz gerçekten gerisingeriye eski hâlimize mi döndürüleceğiz?”

  11. أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمًا نَّخِرَةً

    “Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?”

  12. قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ

    “Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür” dediler.

  13. فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ

    Hâlbuki o, bir haykırıştan (sûr’un üfürülmesinden) ibarettir.

  14. فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ

    Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.

  15. هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

    (Ey Muhammed!) Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?

  16. إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى

    Hani, Rabbi ona mukaddes Tuvâ vadisinde şöyle seslenmişti:

  17. ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

    “Haydi Firavun’a git! Çünkü o azmıştır.”

  18. فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ

    “Ona de ki: İster misin (küfür ve isyanından) temizlenesin?

  19. وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ

    Seni Rabbine ileteyim de O’na karşı derinden saygı duyup korkasın!”

  20. فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ

    Derken Mûsâ ona en büyük mucizeyi gösterdi.

  21. فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

    Fakat o, Mûsâ’yı yalanladı ve ona karşı koydu.

  22. ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ

    Sonra (yeryüzünde fesat peşinde) koşmak üzere (imana) sırt çevirdi.

  23. فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

    Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:

  24. فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ

    “Ben, sizin en yüce Rabbinizim!” dedi.

  25. فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ

    Allah onu, ibret verici şekilde dünya ve âhiret cezasıyla cezalandırdı.

  26. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَىٰٓ

    Şüphesiz bunda Allah’tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.

  27. ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا

    (Ey inkârcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur.

  28. رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا

    Onu yükseltmiş ve ona düzen ve âhenk vermiştir.

  29. وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا

    O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da (ortaya) çıkardı.

  30. وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ

    Ardından yeri düzenleyip döşedi.

  31. أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا

    Ondan suyunu ve merasını çıkardı.

  32. وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا

    Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.

  33. مَتَـٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ

    Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.

  34. فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ

    (34-35. ayetler birlikte) En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar.

  35. يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَـٰنُ مَا سَعَىٰ

    (34-35. ayetler birlikte) En büyük felaket (kıyamet) geldiği zaman, o gün insan yaptıklarını hatırlar.

  36. وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ

    Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.

  37. فَأَمَّا مَن طَغَىٰ

    (37-39. ayetler birlikte) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.

  38. وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

    (37-39. ayetler birlikte) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.

  39. فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

    (37-39. ayetler birlikte) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.

  40. وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ

    (40-41. ayetler birlikte) Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.

  41. فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

    (40-41. ayetler birlikte) Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır.

  42. يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا

    Sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar.

  43. فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ

    Onu bilip söylemek nerede, sen nerede?

  44. إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ

    Onun nihai bilgisi yalnız Rabbine âittir.

  45. إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا

    Sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın.

  46. كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا

    Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.