88. sure · Mekkî · 26 ayet · İniş sırası 68
Ğâşiye Suresi
الغاشية
Meal: Diyanet Vakfı Kuran Meali, Diyanet Vakfı Kuranı Kerim Meali, 2000
-
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَـٰشِيَةِ
Dehşeti her şeyi kaplayan felaketin haberi sana geldi mi?
-
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَـٰشِعَةٌ
O gün birtakım yüzler vardır ki zillete bürünmüşlerdir.
-
عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ
Çalışmış, (boşa) yorulmuşlardır.
-
تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةً
Kızgın ateşe girerler.
-
تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍ
Son derece kızgın bir kaynaktan içirilirler.
-
لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ
Onlara, acı ve kötü kokulu bir dikenli bitkiden başka yiyecek yoktur.
-
لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍ
O, ne besler ne de açlıktan kurtarır.
-
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ
O gün birtakım yüzler vardır ki, nimet içinde mutludurlar.
-
لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ
Yaptıklarından dolayı hoşnutturlar.
-
فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
Yüksek bir cennettedirler.
-
لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَـٰغِيَةً
Orada hiçbir boş söz işitmezler.
-
فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ
Orada akan bir kaynak vardır.
-
فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ
(13-16. ayetler birlikte) Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
-
وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ
(13-16. ayetler birlikte) Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
-
وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ
(13-16. ayetler birlikte) Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
-
وَزَرَابِىُّ مَبْثُوثَةٌ
(13-16. ayetler birlikte) Orada yüksek tahtlar, konulmuş kadehler, sıra sıra yastıklar, serilmiş gösterişli yaygılar vardır.
-
أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ
Deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmıştır!
-
وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ
Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiştir!
-
وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ
Dağlara bakmıyorlar mı, nasıl dikilmişlerdir!
-
وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ
Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır!
-
فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌ
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
-
لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ
Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin.
-
إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ
(23-24. ayetler birlikte) Ancak, kim yüz çevirir, inkâr ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
-
فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ
(23-24. ayetler birlikte) Ancak, kim yüz çevirir, inkâr ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
-
إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ
Şüphesiz onların dönüşü ancak bizedir.
-
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم
Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.